27 Ocak 2009 Salı

şeyler...




Bir başlangıç anında erken değildir herhangi bir şeye,gecikmek akla bile gelmez…ilerledikçe etrafında dolanıp durduğunuz yaşamsal döngünün hala farkında olmazsınız…değdiğiniz tüm renklerde bir başka şey yaşar,yaşadığınız her şeyde bir başka renk yaratırsınız…
Sahne ve perde yer yer,zaman zaman değişirken,kendi hayatınızdaki başrol sizin dışınızdaki her şeydir ve tüm olup bitenin tek bir seyircisi vardır aslında,o da hiçbir şeyin farkında olmayan sizsinizdir yine…sadece bu farkında olamayıştan dolayı takdir edilmeyi beklersiniz hep,varlığınıza anlam katacak bir seyirci bulma çabasıdır yaşadığınız…sadece bundan dolayı güzel şeyler yaratma kaygısı taşınır,yada her şeyden uzak durma çabası,olmadı kötü şeyler yaşatarak dikkat çekmeye çalışırsınız…
Gün gelir,gelirsiniz bir yere,tam orta noktası denen…en anlamsız,en yitik,en uzak,en yakın ama en saf bir noktaya…omuzlarınızın üzerinden baktığınızda geriye,tonlarca yaşanılmış kırıntılardan oluşan devasa bir hiçç görürsünüz…ileride ise görülmeye değer bulunamayan bir hiçbirşey…bir şeylerden koparken bir başkaşeylere yaklaştığınızı hissedersiniz…bir doğum sancısı başlar,yaklaşan ölümü duyduğunuzda…
Tam ortasına gelene kadar büyük bedeller ödeyerek topladığınız herşey,birden çözülür binlerce parçaya dönüşür,etrafınızda döner döner,sarmal olur yükselir…gökyüzünde değişir,arınır,yıkanır ve size geri döndüğünde artık koca bir hüznünüz vardır…ne kadar çok şey biriktirmişseniz yaşama dair o denli büyük bir hüzne sahip olursunuz…artık kalan yolu sırtınızdaki hüzünle bitirmek zorundasınızdır…

35.yıl anısına 27 ocak2009

4 yorum:

delirapunzel dedi ki...

ne kadar güzel yazmışsın, kendimi tam ortasında buldum yazdığın her cümlenin (her-şeyin-)
bi tokat daha yedim şimdi bu akşamdan...
yüreğine sağlık...

tayfun dedi ki...

bencede cok guzel ama 35 yasına gelince düsünsem bunları; gerci yolun yarısına da pek bişsey kalmadı ya... şaka bir yana yazınızdan etkilendim. başarılarınızın devamını dilerim. teşekkür ettim

Wilwarin dedi ki...

Blounun saçları vardı uzundu,oturdu önüme taradım.Klasik müziğin eşliğinde.. Biraz canı sıkılmış dert yandı bana..Dinledim. Sadece dinlemedim.Anladımda. Yumuşacık oldu saçları öptüm başını. Kalktı ayaa yinede oturduum halime bile yetişemedi boyu.. Ufacıktı o. Uzandım yanaklarını okşadım ellerimle..

Çok tatlı bi bloğun var :)
Teşekkür ederim beni bulduun için..
Takip edicem..

bagercik dedi ki...

kaptan azrayil son süratle sürerken taşıtını,365 gün daha geçti ve 365 durakta 365 hüzün daha bindi sırtıma...birşeyler gelir birşeyler giderken,herşey hala hüzne dönüşmekte...büyümekle çürümek arası bir yolculukta değişen manzara,sadece yaşananlardır...biteviye devam eden yol çizgileri ise tutunamadıklarım ve fısıltılarımdır...